GÖZDE UÇUŞMA NEDİR? TEDAVİSİ VAR MIDIR?

İzmir Kaşkaloğlu Göz Hastanesi

Ağırlıklı olarak retina hastası muayene eden bir göz doktorunun hastalarının yaklaşık %5 ila 10 kadarı gözde uçuşma şikayeti ile başvurur. Gözde uçuşma nasıl oluşur?, her uçuşma çok ciddi bir hastalık belirtisi midir?, kimlere ve nasıl tedavi uygulamak gerekir? Bu konular hakkında bilimsel veriler ışığında sizleri aydınlatmaya çalışacağım.
Gözde uçuşma nasıl oluşur?
Göz küresinin yaklaşık 4/5i vitreus denilen yumurta kıvamında şeffaf bir sıvıyla doludur ve şeffaf bir zar ile alttaki retina tabakasına yapışık bir şekilde durur. Vitreus içindeki kollajen ve sıvı dengesi bu şeffaflığı sağlar. Kollajen lifleri sıvı içinde birbirinden ayrı yüzer ve denge halindedir. Ancak zamanla (ve yaşla), yumurta akı kıvamı bozularak akışkan su kıvamına gelir, kollajen lifleri sıvı içinde birleşerek çapraz bağlar oluşturur ve kollajen topakları meydana gelir. Gözde uçuşmalar, bu kollajenlerin gölgesinin retinaya yansıması sonucunda hasta tarafından farkedilir. Uçuşmalar, ne kadar retinaya yakın ise o kadar canlı ve rahatsız edici olur. Uçuşanlar, sıklıkla görme merkezine çak yakın yer alır ve kişinin bakış yönünü takip eder. Az bir hareket gösterse de genellikle sabit kalır. Bu açılardan çok rahatsız edicidir.
Gözde uçuşmalar ani olarak ve çok yoğun bir şekilde ortaya çıkar ve de ışık çakmaları eşlik ederse altta yer alan retina tabakasında yırtık şüphesi var demektir. Bu durumda vitreus sıvısı zarı ile birlikte retinadan ani olarak ayrılır. Kırk -50 yaş sonrası uçuşmalar genellikle bu şekilde ortaya çıkar ve retina yırtığı bu grupta çok daha sık görülür. Gençlerde durum daha farklıdır, zar ayrılması olmaz, bozukluk sadece sıvı yapısındadır. Dolayısıyla retina yırtığı çok daha nadir görülür. Ancak uçuşmalar yine de görülür. Onlu yaşlardan itibaren bu uçuşmalar görülebilir.
Her uçuşma ciddi bir hastalık belirtisi midir?
Daha ileri yaşta gözlenen zar ayrılması ile oluşan ani uçuşma ve ışık çakmalarında retina yırtığı riskinden bahsetmiştik. Özellikle yüksek miyop kişilerde, doğuştan retina incelmesi olanlarda, ailesinde retina yırtığı ya da retina dekolmanı olan kişilerde, daha önceden katarakt ameliyatı gibi bir göz cerrahisi geçirenlerde, göz travması geçirenlerde, diğer gözde önceden yırtık ya da dekolman öyküsü olanlarda ani uçuşmalar retina yırtığı habercisi olabilir. Özel damlalar ile göz bebeği genişletilerek yapılan ayrıntılı retina muayenesinde yırtık saptanabilir. Eğer varsa retina laseri ile yırtığı yakarak yapıştırmak gerekir. Zamanında saptanamayan retina yırtıkları daha ciddi soruna yol açar. Retina yırtığından giren ve retina arkasında biriken sıvı, retina dekolmanı denilen retina kabarmasına sebep olur ve günler içinde görme kaybı ile sonuçlanabilir. Bu durumda laser fayda etmez, ameliyat ile sıvının temizlenmesi ve yırtığın kapatılması gerekir.
Gençlerde oluşan uçuşmalar, çok büyük olasılıkla her hangi bir retina yırtığı habercisi değildir. Ancak, yukarıda bahsettiğim hazırlayıcı faktörlerin yanı sıra bazı doğuştan bağ dokusu hastalıklarında nadir de olsa retina yırtığı görülebilir. Ancak tekrar etmem gerekirse, genellikle vitreus sıvısı zarı ile birlikte retinadan ayrılmadığı için bu olasılık ileri yaşlara göre daha düşüktür. Ancak yine de, bu şikayetle gelen gençlerde de damlalı retina muayenesini mutlaka yapmak gerekir.
Başka bazı durumlarda da gözde uçuşmalar olabilir. Göz kuruluğuna bağlı gözyaşı tabakasında yağ topakları, vitreus sıvısında kanama, üveit denen göz içi iltihapları da uçuşma yapabilir. Bu sebeplerin de ortaya konması için ayrıntılı muayene gerekir.
Kimlere, nasıl tedavi uygulanmalıdır?
Retina yırtığı, vitreus kanaması, göz içi iltihap ya da göz kuruluğu varsa bunlara yönelik tedaviler yapılır. Retina yırtıkları için tedaviden yukarıda bahsetmiştim. Diğer hastalıklar ise farklı tedavi yaklaşımları gerektirir ve farklı bir bölüm konusudur.
Sadece göz uçuşması olan kişilerde her ne kadar muayeneyi yapan doktor, ciddi bir hastalık olmadığını hastaya izah etse de, bazı durumlarda hasta bu uçuşmalardan oldukça rahatsızlık duyduğunu ifade eder. Özellikle aydınlık ortamlarda, beyaz duvar ya da gökyüzü, kar gibi açık renk zeminlerde bu uçuşmalar çok rahatsızlık verebilir. Bazı hastalar bu sebepten dolayı işlerine konsantre olamayabilir, sevdikleri hobileri yapamayabilir, araba dahi kullanamayabilir. Bu hastaların şikayetlerini dile getirdiği, paylaştığı, bir anlamda çare aradığı bloglar, sosyal medya ortamları dahi mevcuttur.
Gözde uçuşmalar için birkaç farklı tedavi stratejisi mevcuttur. İlk seçenek hiç bir şey yapmamaktır. Kural olmamakla birlikte, belli bir süre sonra kişi, bu uçuşmaları artık algılamamaya başlayabilir. Biz buna nöroadaptasyon diyoruz. Ayrıca zaman içinde kollajen parçaları bir miktar eriyerek çökebilir ve daha az algılanır hale gelebilir. Bütün bunlar kısa bir sürede olmaz, ancak aylar içinde meydana gelir.
Bir yöntem YAG laser vitreolisis denen, vitreus içindeki kollajen liflerinin laser ile yakılmasıdır. Ancak bu yöntem, ancak iri lifleri daha küçük parçalara ayırmaya yarar. Bu bağlamda, laserle parçalama vitreus zarının ayrıldığı ve daha ileri yaşta görülen olgularda (biz Weiss halkası oluşanlarda diyoruz) bir miktar işe yararken, ayrılma görülmeyen genç kişilerde etkinliği son derece kısıtlıdır. Bunun yanısıra yapılan çalışmalarda etkinliği konusunda fikir birliği yoktur. En iyimser çalışmalarda dahi hastaların şikayetlerinin ancak %50ye varan bir oranda hafiflediğini görüyoruz. Etkisiz olduğunu bildiren çalışmalar da mevcuttur. Ayrıca laser vitreolisisin göz tansiyonu artışı, katarakt oluşumu, retina yırtığı, retina ve vitreus kanaması gibi yan etkileri de bildirilmiştir.
Bir diğer yöntem cerrahi yaklaşımdır. Vitrektomi adı verilen ameliyatla göz içindeki sıvının, uçuşmaya sebep olan katı kollajen parçacıkları ile birlikte toptan temizlenmesi işlemi uygulanmaktadır. Üç adet ufak delik ile göz küresinin içine girilerek bu müdahele gerçekleştirilir. Bu delikler ameliyattan hemen sonra kendiliğinden kapanır. Vitrektomi cerrahisi, lasere göre uçşmaların ortadan kaldırılması için çok daha etkili bir yöntemdir. Bununla birlikte cerrahinin oldukça ciddi yan etkileri olabilir. Katarakt oluşumu, göz iltahabı, retina yırtığı, retina dekolmanı riskleri mevcuttur. Retinada incelmesi olan, çok yüksek miyopisi olan kişilerde bu cerrahiyi pek düşünmemek gerekir. Uçuşma şikayeti ile gelenler, genellikle iyi bir görme seviyesine sahip, uçuşmadan başka şikayeti olmayan kişilerdir. Dolayısıyla oluşabilecek komplikasyonlar göz önüne alınınca cerrahi seçeneğin en son tercih olarak saklanması gerekir.
Son zamanlarda, gözde uçuşma şikayeti için, ağızdan tablet şeklinde alınmak üzere destek tedavilerinin piyasaya çıktığını görüyoruz. Bu tedavinin amacının vitreus sıvısındaki çapraz bağlanma gösteren kollajen lifleri polarize ederek ayrıştırmayı hedeflediği ve bu sayede uçuşma şikayetini azalttığı söylenmektedir. Ancak bununla ilgili henüz kanıtlanmış bir veri, bilimsel bir yayın mevcut değildir.
Gözde uçuşması olan hastalar, altta yatan ciddi bir sebep yoksa, en az 6 ay ila 1 sene izlenmelidir. Eğer hastada nöroadaptasyon ya da kendinden erime/ çökme oluşmamışsa, ve de hastanın şikayetleri yaşam standartlarını etkileyecek düzeydeyse ancak tedavi düşünülebilir. Kanımca bu tedavi de -eğer hasta çok şikayetçi ve ısrarcıysa- vitrektomi ameliyatı yönünde olmalıdır.

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin