Hastalık Bilgi Videoları
İzmir Kaşkaloğlu Göz Hastanesi

Göz bozukluklarının Lazer ile tedavisi
Gözl bozukuluklarının tedavisi için yapılan ameliyatlar içinde dünyada en yaygın uygulanan, hastalar tarafından en iyi bilinen ameliyat lasiktir. Lasik, excimer lazer ile korneaya şekil verilerek numaranın düzeltilmesidir. Lasik ameliyatında korneadan flep dediğimiz ince bir tabaka kaldırılarak altına excimer lazer yapılmaktadır. Günümüzde en gelişmiş haliyle flep kaldırma işlemi bıçak ile değil intralase yada femtosecond denilen lazer ile yapılmaktadır. Intralase sayesinde lasik ameliyatı çok daha güvenli bir hale gelmiştir. Kornea tabakası ince kişilerde flep kaldırmadan yine excimer lazer ile düzeltme işlemi yapabilmekteyiz. Bu işleme lasek yada PRK denilmektedir. Lasek için excimer lazer için uygun olmayan kişilerde mercek ameliyatları yapılabilmektedir. Numarası çok yüksek olduğu yada korneası ince olduğu için lazere uygun olmayan bu kişilere mercek ameliyatı önermekteyiz. Mercek ameliyatları 40 yaş öncesi ve 40 yaş sonrası olarak yapılanlar olarak değişmektedir. 40 yaş altında lazere uygun olmayan kişilerde fakik mercek ameliyatı dediğimiz ameliyatı yapmaktayız. Hastanın doğal göz merceğine dokunmadan göze numarayı düzeltecek mercek yerleştirilmektedir. Bunu göz içine yerleştirilebilen bir nevi kontakt lens olarak anlatabiliriz. Fakik mercek ameliyatlarının sonuçları lasik gibi çok başarılıdır. 40 yaş sonrası ise kişinin doğal merceğini alarak numarayı düzeltecek yapay göz içi merceği yerleştirdiğimiz ameliyatlar yapılmaktadır. Bu ameliyatlar Kataraktlı kişilerde yaptığımız katarakt ameliyatı yada katarakt gelişmeden sadece numara düzeltmek amacı ile yaptığımız refraktif lens değişim ameliyatıdır. Gözleri lazere uygun olmayan kişiler için alternatifler mevcuttur. Son Güncelleme 14 Kasım 2021 Saat 09:44 am

Katarakt Ameliyatında Mercek seçimi
Katarakt ameliyatında saydamlığını yitirmiş doğal merceği alınarak onun yerine vazifesini yapacak gözyaşı merceği yerleştirilmektedir. Ameliyatın deneyimli hekimler tarafından en iyi cihaz ve malzemeler ile hijyenik koşulların en ideal şekilde sağlandığı ortamlarda gerçekleştirilmesi çok önemlidir. Ama bunun yanında göze yerleştirilen yapay merceklerin kalitesi de yine aynı derecede önemlidir. Farklı kalitelerde buna bağlı olarakta farklı fiyatlarda mercekler mevcuttur. Hastalarımıza en yüksek kalitedeki FDA onaylı mercekleri seçmelerini tavsiye etmekteyiz. Bu yüksek kaliteli mercekler daha net görüş daha keskin gece görüş sağlamakta ve ultraviyole ışınlarını süzmek gibi ek özellikler taşımaktadır. Merceklerin kalitesi yanında diğer bir konuda özellikleridir. Standart katarakt ameliyatlarında genellikle monofokal dediğimiz tek odaklı mercekler kullanılmaktadır. Bu mercekler uzağa odaklı olup hastaların ameliyat sonrası yakın gözlüğü kullanmaları gerekmektedir. Ancak merceklerdeki gelişmeler sayesinde günümüzde farklı özellikte mercek seçenekleri mevcuttur. Bunlardan biri multifokal dediğimiz hem uzağı hem yakını gözlüksüz görmeyi sağlayabilen mercektir. Diğer bir alternatif torik denilen astigmatlı göziçi mercekleridir. Eskiden beri katarakt ameliyatı sırasında kullanılan tek odaklı mercekler ile miyopiyi ve hipermetropiyi biz düzeltebilmekteyiz. Ancak astigmatı geçmişte düzeltemiyorduk. Artık bu astigmatlı göz içi mercekleri sayesinde astigmatı da artık düzeltebilmekteyiz. Bu hastalar uzağı gözlüksüz görebilmekte sadece yakın için gözlük kullanmaktadırlar. Bir diğer seçenek multifokal torik denilen hem uzak hem yakını hemde astigmatı birlikte düzeltebilen merceklerdir. Katarakt ameliyatı olacak hastaların ihtiyaçları ve tercihleri doğrultusunda tabi doktorların önerileri ve yönlendirmeleri ile bu merceklerden birini seçmeleri gerekmektedir. Merceklerde bu gelişmeler sayesinde günümüzde modern katarakt cerrahisi aynı zamanda bir gözlük atma ameliyatına dönüşmüştür. Son Güncelleme 15 Şubat 2022 Saat 18:07 pm

Keratokonus nedir?
Keratokonus Nedir? Belirtileri, Tedavisi ve Ameliyatsız Çözümler Keratokonus Nedir? Keratokonus, korneanın incelerek öne doğru sivrileşmesiyle ortaya çıkan ilerleyici bir göz hastalığıdır. Normalde kubbe şeklinde olan kornea zamanla konik bir şekil alır. Bu durum ışığın retina üzerine düzgün odaklanmasını engeller ve görme kalitesini bozar. Keratokonus genellikle ergenlik döneminde başlar ve 20’li ile 30’lu yaşlarda ilerleme gösterebilir. Erken teşhis edildiğinde görme kaybı büyük ölçüde önlenebilir. Keratokonusun Belirtileri Nelerdir? Keratokonusun en sık görülen belirtileri şunlardır: Sürekli değişen gözlük numaraları İlerleyen astigmatizma Bulanık veya çarpık görme Gece görüşünde azalma Işık saçılması ve haleler Çift görme Gözleri sık kısma ihtiyacı Sık gözlük değiştirme gereksinimi Hastalığın erken dönemlerinde belirtiler hafif olabilir ve sıradan astigmatizma ile karıştırılabilir. Keratokonus Neden Olur? Keratokonusun kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Ancak aşağıdaki faktörlerin rol oynadığı düşünülmektedir: Genetik yatkınlık Alerjik göz hastalıkları Sürekli ve şiddetli göz ovuşturma Atopik hastalıklar Down sendromu Bağ dokusu hastalıkları Özellikle çocuklarda ve gençlerde göz ovuşturma alışkanlığı hastalığın ilerlemesini hızlandırabilir. Keratokonus Kimlerde Görülür? Keratokonus her yaşta ortaya çıkabilse de en sık: 10-25 yaş arasında Alerjik bünyeye sahip kişilerde Ailesinde keratokonus bulunanlarda Sürekli göz kaşıntısı yaşayanlarda görülmektedir. Keratokonus Nasıl Teşhis Edilir? Modern göz muayenelerinde keratokonus erken dönemde tespit edilebilir. Tanıda kullanılan yöntemler: Kornea topografisi Pentacam analizi Kornea tomografisi Kornea kalınlık ölçümü (Pakimetri) Görme ve refraksiyon muayenesi Özellikle lazer göz ameliyatı düşünen her hastada kornea topografisi yapılmalıdır. Keratokonus İlerler mi? Evet. Keratokonus genellikle ilerleyici bir hastalıktır. İlerleme hızı kişiden kişiye değişir. Bazı hastalarda yıllarca stabil kalırken, bazı genç hastalarda hızlı ilerleyebilir. Bu nedenle düzenli takip son derece önemlidir. Keratokonus Körlüğe Neden Olur mu? Keratokonus genellikle tam körlüğe neden olmaz. Ancak tedavi edilmediğinde: Ciddi görme kaybı İleri düzensiz astigmatizma Kontakt lens kullanımında zorluk Kornea nakli ihtiyacı gelişebilir. Erken tanı ve uygun tedavi ile çoğu hasta günlük yaşamını rahatlıkla sürdürebilir. Keratokonus Tedavisi Nasıl Yapılır? Tedavi hastalığın evresine göre planlanır. Başlıca tedavi seçenekleri: Gözlük Erken evrelerde görmeyi düzeltmek için yeterli olabilir. Özel Kontakt Lensler Sert gaz geçirgen lensler Hibrit lensler Skleral lensler İleri düzensiz astigmatizmayı düzeltmede oldukça başarılıdır. Korneal Cross-Linking (Çapraz Bağlama) Keratokonusun ilerlemesini durdurmak için uygulanan en etkili yöntemdir. Bu işlemde kornea güçlendirilir ve hastalığın ilerleme riski azaltılır. İntrastromal Kornea Halkaları Bazı hastalarda kornea şeklini düzeltmek amacıyla kullanılabilir. CAIRS Tedavisi Nedir? CAIRS (Corneal Allogenic Intrastromal Ring Segments), keratokonus tedavisinde kullanılan yenilikçi bir yöntemdir. Bu teknikte sentetik kornea halkaları yerine, donör korneadan hazırlanan biyolojik kornea segmentleri kornea içine yerleştirilir. Amaç korneanın şeklini düzeltmek, düzensiz astigmatizmayı azaltmak ve görme kalitesini artırmaktır. CAIRS yönteminin avantajları şunlardır: Sentetik materyal kullanılmaması Kornea dokusuyla daha iyi uyum sağlaması Kornea erimesi ve ekstrüzyon riskinin düşük olması Gerektiğinde çıkarılabilir veya değiştirilebilir olması Kornea nakli ihtiyacını geciktirebilmesi CAIRS genellikle orta ve ileri derecede keratokonus hastalarında değerlendirilir. Bazı durumlarda Cross-Linking (CXL) tedavisi ile birlikte uygulanabilir. Her keratokonus hastası CAIRS için uygun değildir. Tedavi kararı ayrıntılı kornea topografisi, tomografi ve göz muayenesi sonrasında verilir. Kaşkaloğlu Göz Hastanesi’nde keratokonus hastaları modern tanı cihazları ile değerlendirilerek Cross-Linking, özel kontakt lensler, CAIRS ve gerektiğinde kornea nakli gibi güncel tedavi seçenekleri açısından incelenmektedir. Kornea Nakli Çok ileri vakalarda gerekli olabilir ancak günümüzde erken teşhis sayesinde daha az uygulanmaktadır. Cross-Linking Nedir? Cross-Linking (CXL), keratokonusun ilerlemesini durdurmak amacıyla uygulanan bir tedavidir. İşlem sırasında: Riboflavin (B2 vitamini) damlatılır. Ultraviyole ışık uygulanır. Kornea lifleri arasında yeni bağlar oluşur. Bu sayede kornea daha dayanıklı hale gelir. Keratokonus Hastaları Lazer Ameliyatı Olabilir mi? Keratokonus bulunan hastalara standart LASIK veya SMILE ameliyatları genellikle uygulanmaz. Çünkü bu işlemler korneayı daha da zayıflatabilir. Bu nedenle lazer ameliyatı öncesinde mutlaka detaylı kornea topografisi yapılmalıdır. Keratokonus ve Göz Ovuşturma Arasındaki İlişki Araştırmalar göz ovuşturmanın keratokonus gelişimi ve ilerlemesi ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Özellikle: Alerjik göz hastaları Sürekli kaşıntı yaşayanlar Çocuklar ve gençler gözlerini ovuşturmaktan kaçınmalıdır. Çocuklarda Keratokonus Keratokonus çocuklarda daha agresif seyredebilir. Bu nedenle: Sık değişen gözlük numaraları Hızla artan astigmatizma Aile öyküsü olan çocuklarda kornea topografisi yapılması önerilir. Erken teşhis edilen çocuklarda Cross-Linking ile ilerleme büyük ölçüde durdurulabilir. Keratokonus Hastaları İçin Öneriler Gözlerinizi ovuşturmayın. Alerji tedavinizi aksatmayın. Düzenli göz kontrollerine gidin. Kontakt lenslerinizi doktor önerisine uygun kullanın. Görmede ani değişiklikleri önemseyin. Sık Sorulan Sorular Keratokonus genetik midir? Evet. Aile öyküsü bulunan kişilerde görülme riski daha yüksektir. Keratokonus tamamen iyileşir mi? Hastalığın tamamen ortadan kalkmasını sağlayan bir tedavi yoktur. Ancak ilerlemesi durdurulabilir ve görme düzeltilebilir. Keratokonus kaç yaşında durur? Genellikle 30’lu yaşlardan sonra ilerleme yavaşlar ancak her hastada farklı seyredebilir. Keratokonus ameliyatsız tedavi edilebilir mi? Erken evrelerde gözlük ve özel kontakt lenslerle görme düzeltilebilir. Ancak ilerleyen vakalarda Cross-Linking veya diğer tedaviler gerekebilir. Keratokonus kornea nakli gerektirir mi? Günümüzde erken teşhis ve Cross-Linking sayesinde kornea nakli gereksinimi önemli ölçüde azalmıştır. Son Güncelleme 4 Haziran 2026 Saat 11:40 am

Lasik nedir?
Lasik Nedir? Lasik için alt yaş sınırı 18 üst yaş sınırı 65dir. 18 yaşını geçmiş kişilerde numaranın durmuş olduğunu tespit edilmesi gerekmektedir. Burada kriterimiz son 2 yılda yarım numaradan fazla artış olmamasıdır. Lasik için başvuran kişilerde uygunluk değerlendirilirken ayrıntılı bir göz muayenesi yapıyoruz. Hastalar genel göz sağlığı açısından değerlendirilir. Kırma kusuru dışında farklı göz hastalıklarının varlığı araştırılır. Lasik için kornea tabakasının şekil ve kalınlık olarak uygun olması önemlidir. Bunun için kornea topografisi ve başka ayrıntılı tetkikler ile korna incelenir. Hangi Durumlarda Lasik yapılmaz? Katarakt glokom gibi göz hastalıklarının varlığı lasik ameliyatına engeldir. Diyabet gibi bazı sistemik hastalıkların göze yansımış bulguları olduğunda, yine bazı romatizmal ve cilt hastalığında , kuru göz hastalığında, keratokonus denilen kornea hastalığında ve ince kornea gibi durumlarda lasik önermiyoruz. Aslında lasik için uygun olan kişiler gözlük ihtiyacı yani kırma kusuru dışında başka bir göz hastalığı bulunmayan kişilerdir. Lasik tedavisi miyoplarda max. 9-10 numaraya kadar tedavi edilebiliyor. Hipermetroplarda 6 numaraya kadar düzeltme yapabiliyoruz. Ancak max. etkinliği 4 numaraya kadar elde edebiliyoruz. Astigmatta yine 6 numaraya kadar düzeltme yapabilmekteyiz. Daha yüksek numaralar için lasiğe benzer şekilde mükemmel sonuçlar elde edilebilen göz içi mercek ameliyatları mevcuttur. Bunları önermekteyiz. Ülkemiz lasik için özellikle avrupa ülkerinde yaşayan hastalar tarafından çok tercih edilmektedir. Bunda teknolojik donanım ve deneyimli hekimlerimiz yanında ekonomik faktorlerde etkendir. Son Güncelleme 14 Ocak 2020 Saat 08:33 am

Sarı nokta
Halk arasında sarı nokta hastalığı olarak bilinen makula dejeneresansı 50 yaş üzeri görme kayıplarının en önemli sebebidir. Hastalığın ortaya çıkış nedeni yaşla beraber gözün en iç tabakası olan retina tabakasında metabolik artıkların birikmesi ve bu sebeple ortaya çıkan dolaşım problemi nedeni ile yeni damarların oluşmasıdır. Hastalığın yaş ve kuru tip olmak üzere 2 tipi vardır. Kuru tipte prognoz iyidir ve yavaş seyreder. Yaş tipte ise hastalık daha hızlı ilerler. Sarı nokta hastalığının belirtileri arasında kırık veya dalgalı görme, okuma güçlüğü, renkleri mat görmek, baktığı noktayı bulanık görüp etrafını daha net görme vardır. En önemli risk faktörleri yaş ve genetik yatkınlıktır. Bunların yanı sıra güneş ışığı, sigara kullanımı, kolesterol yüksekliği, obezite ve hipertansiyonun varlığı da etkilidir. Tanıda göz anjiyografisi ve göz tomografisi kullanılır. Göz anjiyografisinde kol damarlarından boya içeren ilaç verilir ve göz damarlarından geçerken fotoğraflar alınır. Bu geçiş esnasında damar dışına boya sızması olursa veya yeni damar tespit edilirse hastalık yaş tip olarak sınıflanır. Yine göz tomografisinde retina katları içinde sıvı tespit edilmesi yaş tip lehinedir. Tedavi de kuru tip hastalığı için vitamin desteği ve ultraviyoleden korunmak gibi koruyucu tedbirlerle hastalığın seyri yavaşlatılmaya çalışılır. Akdeniz diyeti uygulanması da damar sağlığı açısından iyi olacaktır. Yaş tip hastalığın tedavisinde ise, yeni oluşan damarları yok etmek amaçlı çeşitli lazer uygulamaları yanı sıra günümüzde en sık olarak çeşitli göz içi ilaç enjeksiyonları uygulanmaktadır. Bu tedavilerle öncelikle var olan görme korunmaya çalışılır hatta bazen görmede hafif artışlarda beklenebilir. Tedavinin başarılı olması için düzenli olarak kontrollerin yapılması gerekir.

Gözde et yürümesi | Göz Hastalıkları Video
Gözde et yürümesi | Göz Hastalıkları Video Halk arasında gözde et büyümesi olarak bilinen pterjium dokusu, genellikle burun tarafındaki gözün beyazında başlar. Başlangıçta küçük sarı beyaz bir kabartı şeklindedir. Bu duruma pinguekula denir. Zaman içinde kanat şeklinde büyüyüp gözün renkli kısmı üzerindeki kornea denilen şeffaf tabakaya kadar uzanabilir. Başlangıçta batma, kızarıklık ve ağrı oluşumuna neden olurken büyüdüğünde gözde astigmatizmayı arttırarak veya göz bebeğini kapatarak gözlük kullanımına rağmen düzelmeyen görme azlığına neden olur. Genellikle sıcak, kuru havalarda yaşayanlarda ve uzun süre ultraviole ışığına mağruz kalanlarda görülür. Gözde et büyümesinde tedavi yöntemi sadece ameliyattır. Başlangıç döneminde küçük boyutta iken şikayetleri azaltmak için damla tedavisi önerilir. Zamanla pterjium dokusu büyüdüğünde cerrahi tedavi kaçınılmaz olur. Cerrahisi bir kaç farklı yöntemle yapılabilir. Local anestezi altında büyüyen pterjium dokusu çıkarılarak sadece dikiş konulup yara yeri kapatılabilir. Ancak bu şekilde nüksler sık olmaktadır. Nüks oluşumunu engellemek için yama tekniği önerilir. Gözün sağlam kısmından bir parça alınarak yara yeri kapatılır. Bu yamayı yerine tutturmak için dikiş veya doku yapıştırıcısı denilen özel bir ilaç kullanılır. Dikişler kendiliğinden genellikle erir. Ancak ilk zamanlarda batma ve rahatsızlık hissi oluşturduğundan doku yapıştırıcısı en uygun yöntemdir. Sağlıklı dokuyla beraber kök hücreleri de hastaya nakledildiği için tekrar pterjium gelişmesi engellenmiş olur. Doku yapıştırıcısı yöntemi en uygun yöntemdir.

Gözde yanma ve batma
Gözde yanma ve batma Gözde en sık görülen şikayetler arasında yanma ve batma pek çok hastalığın belirtisi olabilir. En sık kuru göz olarak gözükmektedir. Yanma batma ile beraber gözde yabancı cisim hissi, kaşıntı ve ara ara olan sulanma gibi ek şikayetler de vardır. Yaşlanma, menapoz, tiroid ve romatizmal hastalıklar , bazı ilaç kullanımları kuru gözün nedenleri arasında yer alır. Tedavide öncelikle eksik olan göz yaşının sunni göz yaşı ile yerine konması önerilir. Yetersiz kalır ise bazı özel damlalar veya göz yaşı kanalına tıkaç koyma gibi tedaviler ilave edilebilir. Yine sık görülen yanma batma sebeplerinden biri alerjik göz hastalıklarıdır. Burada belirgin kaşıntı ile beraber gözde kızarıklık ince sulu çapaklanma da vardır. Mevsim değişiklikleri veya hassas olduğunuz belirli bir etkenle karşılaştıktan sonra meydana gelebilir. Tedavide koruyucu önlemlerle beraber antihistaminik damlalar önerilir. Yanma batma şikayetlerine yoğun çapaklanma gözde ağrı ve kızarıklık eşlik ediyorsa enfeksöz göz hastalıkları akla gelir. Çeşitli bakteri virüs ve diğer mikroorganizmalar gözde iltihaplanmaya neden olabilir. Bu durumda da etkene uygun antibiyotikli damlalar önerilir. Ayırıcı tanı için mutlaka ayrıntılı bir göz muayenesi önerilir.
Son Güncelleme 9 Şubat 2023 Saat 16:02 pm






