Glokom – Göz Tansiyonu Cerrahisi

Kaşkaloğlu İzmir Göz Hastanesi

Glokom – Göz Tansiyonu

Glokom (Göz Tansiyonu) Nedir?

Glokom, halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen, görme sinirinde kalıcı hasara yol açabilen kronik bir göz hastalığıdır. Tedavi edilmediğinde görme alanı giderek daralır ve ileri evrelerde kalıcı görme kaybına, hatta körlüğe neden olabilir.

En önemli özelliği ise hastalığın uzun yıllar hiçbir belirti vermeden ilerleyebilmesidir. Bu nedenle glokom, dünyada „sessiz görme hırsızı“ (Silent Thief of Sight) olarak tanımlanmaktadır.

Günümüzde glokom tamamen ortadan kaldırılabilen bir hastalık değildir. Ancak erken tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastalığın ilerlemesi büyük ölçüde durdurulabilir ve hastaların yaşam boyu görmeleri korunabilir.

Göz Tansiyonu ile Glokom Aynı Şey midir?

Hayır.

Bu iki kavram sıkça birbirine karıştırılır.

Göz tansiyonu, göz içindeki sıvının oluşturduğu basıncı ifade eder.

Glokom ise bu basıncın veya başka nedenlerin görme sinirine zarar vermesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır.

Yani;

  • Göz tansiyonu yüksek olup glokom olmayan kişiler bulunabilir.

  • Göz tansiyonu normal olmasına rağmen glokom gelişen hastalar da vardır.

Bu nedenle yalnızca göz tansiyonunun ölçülmesi glokom tanısı koymak için yeterli değildir.

Glokom Nasıl Oluşur?

Gözün içinde sürekli olarak üretilen ve dolaşan saydam bir sıvı bulunur. Bu sıvı gözün beslenmesini sağlar ve belirli kanallar aracılığıyla dışarı atılır.

Bu denge bozulduğunda göz içi basıncı yükselebilir.

Artan basınç zaman içinde görme sinirine zarar verebilir.

Bazı hastalarda ise göz içi basıncı normal olmasına rağmen görme siniri daha hassas olduğu için glokom gelişebilir.

Sonuçta ortak nokta, görme sinirindeki hasardır.

Görme Siniri Neden Bu Kadar Önemlidir?

Görme siniri, göz ile beyin arasındaki bilgi taşıyan kablo gibidir.

Retinada oluşan görüntü, görme siniri aracılığıyla beyne iletilir ve görme gerçekleşir.

Glokomda hasar gören yapı işte bu sinirdir.

Ne yazık ki görme sinirinde oluşan hasar günümüzde geri döndürülememektedir.

Bu nedenle glokom tedavisinin amacı kaybedilen görmeyi geri getirmek değil, mevcut görmeyi korumaktır.

Glokom Kimlerde Daha Sık Görülür?

Glokom her yaşta görülebilir ancak bazı kişilerde risk daha yüksektir.

Risk faktörleri şunlardır:

  • 40 yaşın üzerinde olmak

  • Ailede glokom bulunması

  • Göz tansiyonunun yüksek olması

  • Diyabet

  • Yüksek miyopi

  • Hipermetropi (özellikle dar açılı glokomda)

  • Uzun süre kortizon kullanımı

  • İnce kornea yapısı

  • Daha önce göz travması geçirmek

  • Damar hastalıkları

Bu risk faktörlerinden bir veya birkaçına sahip kişilerin düzenli göz muayenesi yaptırmaları önerilir.

Glokomun Belirtileri Nelerdir?

Glokomun belirtileri hastalığın tipine göre değişebilir.

Açık Açılı Glokom

En sık görülen glokom türüdür.

Erken dönemde genellikle hiçbir belirti vermez.

Hastalık ilerledikçe;

  • Yan görmede azalma

  • Görme alanında daralma

  • İleri evrede tünel şeklinde görme

ortaya çıkabilir.

Merkezi görme uzun süre korunabildiği için birçok hasta hastalığını geç fark eder.

Akut Dar Açılı Glokom

Bu durum göz hastalıkları açısından acil müdahale gerektirir.

Belirtileri şunlardır:

  • Ani başlayan şiddetli göz ağrısı

  • Bulanık görme

  • Işıkların etrafında renkli halkalar görme

  • Baş ağrısı

  • Bulantı ve kusma

  • Gözde kızarıklık

Bu belirtiler geliştiğinde zaman kaybetmeden göz doktoruna başvurulmalıdır.

Glokom Körlük Yapar mı?

Tedavi edilmeyen glokom, dünyada önlenebilir körlük nedenlerinin başında gelir.

Ancak günümüzde erken tanı ve düzenli tedavi sayesinde hastaların büyük çoğunluğunda görme uzun yıllar korunabilmektedir.

Bu nedenle glokomda en önemli tedavi erken teşhistir.

Glokom Nasıl Teşhis Edilir?

Glokom tanısı yalnızca göz tansiyonu ölçülerek konulamaz.

Ayrıntılı bir glokom değerlendirmesinde genellikle şu incelemeler yapılır:

  • Göz tansiyonu ölçümü (Tonometri)

  • Kornea kalınlığı ölçümü (Pakimetri)

  • Görme sinirinin değerlendirilmesi

  • OCT (Optik Koherens Tomografi)

  • Bilgisayarlı görme alanı testi

  • Gonyoskopi (Göz açısının değerlendirilmesi)

Bu testler birlikte değerlendirilerek glokom tanısı konur ve hastalığın evresi belirlenir.

Neden Düzenli Kontrol Gereklidir?

Glokom kronik ve ömür boyu takip gerektiren bir hastalıktır.

Hastalığın ilerleyip ilerlemediği yalnızca göz tansiyonuna bakılarak anlaşılamaz.

Bu nedenle düzenli aralıklarla;

  • OCT,

  • Görme alanı,

  • Göz tansiyonu ölçümü,

  • Görme siniri muayenesi

tekrarlanmalıdır.

Amaç, oluşabilecek değişiklikleri henüz hasta fark etmeden saptamak ve tedaviyi buna göre düzenlemektir.

kaskaloglu goz hastanesi F5287 SLT 1024x576

Glokom (Göz Tansiyonu) Çeşitleri

Glokom tek bir hastalık değildir. Görme sinirine zarar veren farklı mekanizmalar sonucu ortaya çıkan birçok glokom türü vardır. Tedavi planı, glokomun tipine, hastalığın evresine, hastanın yaşına ve gözün yapısına göre değişir.

En sık görülen glokom çeşitleri şunlardır.


Primer Açık Açılı Glokom

Primer açık açılı glokom, en sık görülen glokom türüdür ve tüm glokom hastalarının büyük bölümünü oluşturur.

Bu hastalıkta göz içi sıvısının dışarı akışını sağlayan kanallar zamanla yeterince çalışamaz. Sonuç olarak göz içi basıncı yavaş yavaş yükselir ve yıllar içinde görme sinirinde hasar oluşur.

En önemli özelliği hastalığın çok yavaş ilerlemesi ve uzun süre hiçbir belirti vermemesidir.

Hastalar çoğu zaman;

  • Görmelerinin normal olduğunu düşünür,

  • Ağrı hissetmez,

  • Günlük yaşamlarına sorunsuz devam eder.

Ancak hastalık ilerledikçe önce çevresel (yan) görme kaybolur. Merkezi görme uzun süre korunduğu için glokom ileri evreye ulaşıncaya kadar fark edilmeyebilir.

Bu nedenle özellikle 40 yaşından sonra düzenli göz muayenesi büyük önem taşır.


Dar Açılı Glokom

Dar açılı glokom, gözün sıvı boşaltım açısının anatomik olarak dar olması sonucu gelişir.

Bazı kişilerde bu açı zamanla tamamen kapanabilir ve göz içi basıncı çok kısa sürede tehlikeli seviyelere yükselebilir.

Bu durum akut açı kapanması glokomu olarak adlandırılır ve acil tedavi gerektirir.

Belirtileri şunlardır:

  • Şiddetli göz ağrısı

  • Ani görme azalması

  • Işıkların etrafında renkli halkalar görülmesi

  • Bulantı ve kusma

  • Baş ağrısı

  • Gözde kızarıklık

Tedavi gecikirse birkaç saat içinde kalıcı görme kaybı gelişebilir.

Risk taşıyan hastalarda lazer iridotomi ile akut glokom atağı oluşmadan koruyucu tedavi uygulanabilir.


Normal Basınçlı Glokom

Bazı hastalarda göz tansiyonu normal sınırlar içinde olmasına rağmen görme sinirinde glokoma bağlı hasar gelişebilir.

Bu tabloya normal basınçlı glokom denir.

Bu hastalarda;

  • Görme siniri normal basınca karşı daha hassas olabilir.

  • Göz sinirinin kan dolaşımı daha zayıf olabilir.

  • Damar hastalıkları rol oynayabilir.

Tanı ancak ayrıntılı glokom muayenesi, OCT ve görme alanı testleri ile konulabilir.

Bu nedenle yalnızca göz tansiyonunun normal olması glokom olmadığı anlamına gelmez.


Oküler Hipertansiyon

Oküler hipertansiyon, göz tansiyonunun normalden yüksek olmasına rağmen henüz görme sinirinde hasar gelişmemiş olmasıdır.

Bu kişiler glokom hastası değildir.

Ancak gelecekte glokom gelişme riski normal topluma göre daha yüksektir.

Bu nedenle düzenli takip gerekir.

Her oküler hipertansiyon hastasının ilaç kullanması gerekmez.

Tedavi kararı;

  • Göz tansiyonu düzeyi,

  • Kornea kalınlığı,

  • Yaş,

  • Aile öyküsü,

  • Görme sinirinin durumu

değerlendirilerek verilir.


Doğumsal Glokom

Doğumsal glokom, bebeklerde ve küçük çocuklarda görülen nadir ancak ciddi bir glokom türüdür.

Göz içi sıvısının dışarı akışını sağlayan yapıların doğuştan yeterince gelişmemesi sonucu oluşur.

Belirtileri arasında:

  • Sürekli göz yaşarması

  • Işıktan rahatsız olma

  • Göz kapağını açamama

  • Korneada matlaşma

  • Gözün normalden büyük görünmesi

yer alabilir.

Erken tanı ve cerrahi tedavi görmenin korunması açısından son derece önemlidir.


Sekonder (İkincil) Glokom

Sekonder glokom, başka bir göz hastalığı veya sistemik hastalık sonucu gelişen glokomdur.

Başlıca nedenleri şunlardır:

  • Göz travmaları

  • Üveit (göz içi iltihabı)

  • Diyabetik göz hastalıkları

  • Retina damar tıkanıklıkları

  • Uzun süreli kortizon kullanımı

  • İleri katarakt

  • Göz ameliyatları sonrası gelişen komplikasyonlar

  • Psödoeksfoliasyon sendromu

  • Pigment dispersiyon sendromu

Bu hastalarda yalnızca göz tansiyonunu düşürmek yeterli değildir. Altta yatan hastalığın da tedavi edilmesi gerekir.


Çocukluk Çağı Glokomu

Her ne kadar nadir görülse de çocukluk çağında gelişen glokom erken tanınmadığında kalıcı görme kaybına neden olabilir.

Bebeklerde;

  • Sürekli sulanma,

  • Gözleri ovuşturma,

  • Işığa bakamama,

  • Korneanın büyümesi

gibi belirtiler mutlaka ciddiye alınmalıdır.

Şüpheli durumlarda çocuk göz hastalıkları konusunda deneyimli bir merkezde değerlendirme yapılmalıdır.


Hangi Glokom Türü Sizde Var?

Glokom tedavisinde en önemli adım doğru tanıdır.

Çünkü her glokom hastasının tedavisi aynı değildir.

Bazı hastalarda yalnızca damla tedavisi yeterli olurken, bazı hastalarda lazer tedavisi, bazı hastalarda ise cerrahi müdahale gerekebilir.

Bu nedenle glokomun tipi; ayrıntılı göz muayenesi, göz tansiyonu ölçümü, OCT, görme alanı testi ve gonyoskopi birlikte değerlendirilerek belirlenir.


Sonuç

Glokomun birçok farklı tipi vardır ve her biri farklı şekilde seyreder. En sık görülen açık açılı glokom yıllarca belirti vermeden ilerlerken, dar açılı glokom ani belirtilerle ortaya çıkabilir ve acil tedavi gerektirir. Glokomun doğru şekilde sınıflandırılması, en uygun tedavi yönteminin seçilmesi ve görmenin korunması açısından büyük önem taşır.

Glokom (Göz Tansiyonu) Tedavisi

Glokom tedavisinin amacı kaybedilen görmeyi geri getirmek değil, mevcut görmeyi korumaktır. Görme sinirinde oluşan hasar günümüzde geri döndürülememektedir. Bu nedenle erken tanı ve zamanında tedavi büyük önem taşır.

Tedavi planı her hasta için farklıdır. Glokomun tipi, hastalığın evresi, hastanın yaşı, göz içi basıncı, görme sinirinin durumu ve yaşam tarzı birlikte değerlendirilerek kişiye özel bir tedavi programı oluşturulur.

Günümüzde glokom tedavisinde ilaçlar, lazer uygulamaları ve cerrahi yöntemler başarıyla kullanılmaktadır.


Glokom Damlaları (İlaç Tedavisi)

Glokom tedavisinde ilk seçenek çoğu zaman göz damlalarıdır.

Bu ilaçlar;

  • Göz içi sıvısının üretimini azaltır,

  • Sıvının göz dışına akışını artırır,

  • Böylece göz içi basıncını düşürür.

Tedavinin başarılı olabilmesi için damlaların doktorun önerdiği saatlerde ve düzenli olarak kullanılması gerekir.

Glokom damlaları yalnızca kullanıldıkları sürece etkilidir. Hastalık belirti vermese bile tedavinin aksatılmaması gerekir.

Bazı hastalarda tek damla yeterli olurken, bazı hastalarda birden fazla ilaç kombinasyonu gerekebilir.


Glokom Tedavisinde Lazer Uygulamaları

Son yıllarda lazer tedavileri glokom tedavisinde giderek daha önemli hale gelmiştir.

Bazı hastalarda damla tedavisine başlamadan önce, bazı hastalarda ise damlalara ek olarak uygulanabilir.

Lazer tedavileri poliklinik şartlarında gerçekleştirilir ve genellikle hastanede yatış gerektirmez.


Selektif Lazer Trabeküloplasti (SLT)

SLT, açık açılı glokom tedavisinde en sık uygulanan lazer yöntemlerinden biridir.

Bu işlemde göz içi sıvısının dışarı akışını sağlayan doğal drenaj sistemi lazer ile uyarılır ve sıvının daha kolay dışarı çıkması amaçlanır.

SLT’nin avantajları:

  • Ağrısızdır.

  • İşlem birkaç dakika sürer.

  • Dikiş gerektirmez.

  • Günlük yaşama hızlı dönüş sağlanır.

  • Gerektiğinde tekrar uygulanabilir.

  • Bazı hastalarda damla ihtiyacını azaltabilir.

SLT her glokom hastası için uygun değildir. Hangi hastaların fayda göreceği ayrıntılı muayene sonrasında belirlenir.


MicroPulse® Transscleral Laser Therapy (TLT)

MicroPulse TLT, özellikle ilaçlarla yeterince kontrol altına alınamayan veya cerrahi gerektiren bazı glokom hastalarında uygulanabilen modern bir lazer tedavisidir.

Bu yöntemde lazer enerjisi gözün sıvı üreten dokusuna kontrollü ve aralıklı (mikropuls) şekilde uygulanır. Amaç göz içi basıncını düşürürken çevre dokulara verilen ısı hasarını en aza indirmektir.

MicroPulse TLT’nin avantajları:

  • Göz açılmadan uygulanır.

  • Dikiş gerektirmez.

  • İyileşme süresi genellikle kısadır.

  • Gerektiğinde tekrarlanabilir.

  • Bazı hastalarda cerrahiyi geciktirebilir veya cerrahiye alternatif olabilir.

Bu yöntem her glokom hastası için uygun değildir ve tedavi kararı gözün durumuna göre verilir.


Endoskopik Siklofotokoagülasyon (ECP)

Endoskopik Siklofotokoagülasyon (ECP), göz içi sıvısını üreten siliyer cisim dokusuna doğrudan endoskop yardımıyla lazer uygulanması esasına dayanır.

Bu yöntem sayesinde sıvı üretimi azaltılarak göz içi basıncı düşürülebilir.

ECP;

  • Katarakt ameliyatı ile aynı seansta uygulanabilir.

  • Bazı glokom hastalarında ek bir tedavi seçeneği olabilir.

  • Seçilmiş hastalarda ilaç ihtiyacını azaltabilir.

Hangi hastaların bu tedaviden fayda göreceği ayrıntılı muayene sonrasında belirlenir.


Glokom Ameliyatı Ne Zaman Gerekir?

Her glokom hastasının ameliyat olması gerekmez.

Ancak;

  • İlaçlarla göz tansiyonu kontrol altına alınamıyorsa,

  • Görme siniri hasarı ilerliyorsa,

  • Lazer tedavileri yeterli olmuyorsa,

  • Hastalık hızla ilerliyorsa,

cerrahi tedavi önerilebilir.

Ameliyat kararı tamamen hastanın klinik durumuna göre verilir.


Trabekülektomi

Trabekülektomi, uzun yıllardır uygulanan ve en başarılı glokom ameliyatlarından biridir.

Bu ameliyatta göz içindeki sıvının dışarı çıkabileceği yeni bir drenaj yolu oluşturulur.

Böylece göz içi basıncı kalıcı olarak düşürülmeye çalışılır.

Bazı hastalarda ameliyat sonrasında da damla kullanımı gerekebilir.


Glokom Drenaj İmplantları (Tüp Ameliyatları)

Bazı ileri glokom hastalarında veya daha önce başarısız cerrahi geçiren kişilerde göz içine özel tüp implantları yerleştirilebilir.

Bu implantlar göz içi sıvısını kontrollü şekilde dışarı aktararak göz tansiyonunun düşmesine yardımcı olur.

En sık kullanılan tüp implantları arasında Ahmed ve Baerveldt implantları bulunmaktadır.


Minimal İnvaziv Glokom Cerrahisi (MIGS)

Son yıllarda geliştirilen Minimal İnvaziv Glokom Cerrahisi (MIGS), seçilmiş glokom hastalarında uygulanabilen daha küçük girişimli cerrahi yöntemleri kapsar.

Bu tekniklerde amaç;

  • Daha küçük cerrahi girişimler yapmak,

  • Daha hızlı iyileşme sağlamak,

  • Göz içi basıncını düşürmek,

  • İlaç ihtiyacını azaltmaktır.

MIGS yöntemleri özellikle hafif ve orta evre açık açılı glokom hastalarında, bazen katarakt ameliyatı ile birlikte uygulanabilir.


Tedaviden Sonra Takip Neden Önemlidir?

Glokom tedavisi ömür boyu devam eden bir süreçtir.

Başarılı bir tedavi için yalnızca göz tansiyonunun ölçülmesi yeterli değildir.

Belirli aralıklarla;

  • OCT (Optik Koherens Tomografi),

  • Bilgisayarlı görme alanı,

  • Göz tansiyonu ölçümü,

  • Görme siniri değerlendirmesi

tekrarlanmalıdır.

Gerekirse tedavi planı zaman içinde yeniden düzenlenebilir.


Tedavi Edilmeyen Glokom Ne Olur?

Glokom tedavi edilmezse görme sinirindeki hasar ilerlemeye devam eder.

Önce çevresel görme kaybolur.

Daha sonra merkezi görme etkilenebilir ve ileri evrelerde kalıcı körlük gelişebilir.

Bu nedenle glokom tedavisinde amaç, hastalığın ilerlemesini mümkün olduğunca erken durdurmaktır.


Sonuç

Günümüzde glokom tedavisinde ilaçlar, lazer uygulamaları ve modern cerrahi yöntemler sayesinde birçok hastada göz içi basıncı başarıyla kontrol altına alınabilmektedir. En uygun tedavi yöntemi; glokomun tipine, hastalığın evresine ve hastanın özelliklerine göre belirlenir. Kaşkaloğlu Göz Hastanesi’nde glokom hastalarının tedavisi, Prof. Dr. Mahmut Kaşkaloğlu liderliğinde deneyimli glokom uzmanları tarafından planlanmakta; ilaç tedavisinin yanı sıra SLT lazer, MicroPulse® TLT, Endoskopik Siklofotokoagülasyon (ECP) ve gerektiğinde modern glokom cerrahisi yöntemleri başarıyla uygulanmaktadır.

Glokom Hastalarının Dikkat Etmesi Gerekenler

  • Damlaları aksatmamak
  • Kontrolleri kaçırmamak
  • Kortizonlu ilaçları doktora danışmadan kullanmamak
  • Aile bireylerinin muayene olması
  • Egzersiz
  • Beslenme
  • Sigara

 

 Sık Sorulan Sorular

  • Göz tansiyonu kaç olmalı?  
    • 20mmHg altı normal kabul edilir. 20 üzerinde olması glokom var anlamına gelmez.
  • Glokom tamamen iyileşir mi?
    • Teşhiş doğruysa hayat boyu tedavi  ve kontrol gerekir.
  • Glokom körlük yapar mı?
    • Tedavi düzgün yapılmay ise körlüğe neden olur.
  • Glokom kalıtsal mıdır?
    • Kalıtsal faktörler  vardır.
  • Göz damlasını ömür boyu kullanacak mıyım?
    • Damla veya diğer tedaviler süreklidir.
  • Glokom ameliyatı kesin çözüm müdür?
    • Değildir.
  • Glokom lazerle düzelir mi?
    • SLT veya diğer lazer tedavileri vardır
  • Katarakt ameliyatı glokomu düzeltir mi?
    • Katarakt ameliyatı genellikle glokomu olumlu etkiler

Neden Kaşkaloğlu Göz Hastanesi?

Kaşkaloğlu Göz Hastanesi’nde glokom hastalarının tanı ve tedavisi, Prof. Dr. Mahmut Kaşkaloğlu liderliğinde deneyimli glokom uzmanları tarafından gerçekleştirilmektedir. Hastanemizde glokom tanısında OCT (RNFL), bilgisayarlı görme alanı, pakimetri ve gonyoskopi gibi güncel tanı yöntemleri kullanılmaktadır. Tedavide kişiye özel yaklaşım benimsenmekte; ilaç tedavisinin yanı sıra Selektif Lazer Trabeküloplasti (SLT), MicroPulse® Transscleral Laser Therapy (TLT), Endoskopik Siklofotokoagülasyon (ECP) ve gerekli durumlarda glokom cerrahisi uygulanmaktadır. Amaç, hastalarımızın görme sinirini koruyarak yaşam boyu en iyi görme düzeyini sürdürmelerini sağlamaktır.

„Glokom tedavisindeki en büyük başarı, hastalığı erken yakalamaktır. Görme sinirinde oluşan hasarı geri getiremiyoruz, ancak erken tanı ile hastalarımızın görmelerini uzun yıllar koruyabiliyoruz. Bu nedenle özellikle 40 yaşından sonra düzenli göz muayenesi ihmal edilmemelidir.“
Prof. Dr. Mahmut Kaşkaloğlu

 

 

  •  
kaskaloglu goz hastanesi F5287 SLT 1024x576

Son Güncelleme 16 Juli 2026 Saat 15:11 p.m.